12 Aralık 2006

Tematik Aksam Yemeği Eventleri

Henuz gerçek bir rutine donusturemesem de aksam yemekleri konusunda da böyle bir isteim var. ama böyle dısarı çıkıp da gidip bir yerde ya arkadaslarla muhabbet ederek yada tek basına yalnızlığın soğukluğunda yemek yemek çekici gelmiyor. e arkadas muhabbeti de bir gun iki gun iyi de her gun çekilmez. bi de insan her zaman konusmak istemiyor. şu gazino calgılı türkülü yemekli mekan kavramını biraz daha modifiye etseler de caıımıza ve bize uygun hale getirip versiyonlarını arttırsalar iyi olacak.

benim düsüncem imkanım olsa yapacaım sey eski siyah beyaz filmleri dev perdeden islerken yemek yiyebileceğiniz bir mekan açmak. bunun dısında gecede üç 4 stand upçının çıktığı mekanlar yapılabilir. rockhouse denenmisti ama bence çok erken bi zamanda denenmisti su hard rock cafe olayı denenebilir. rock müzik yapancı müzik yemek yerken sahne performansı şovu ii olan grublar ii olur yani.

böölece üç beş gün romantik üç beş gün tematik üç beş gün arkadaslarla üç beş gun is icabı üç beş gün evde tek basına derken bir ayı doldurabiliriz. haydi girisimciler bekliyorum.. bu sektor cidden bos niyetli bir sekilde el atan yürür gider benden söylemesi..

10 Aralık 2006

Dile kolay 30 hafta olmus

Zaitle birgun karsılastık ve aa naber falan derken bilmemkaç aydır görüsmemis olmanın acısını çıkardık sonra görüsürüz hadi baybay ve ayrıldık. ama bu kadar çok görüseceğimizi düsünmemistim. O hafta cuma zait aradı hadi kalk sinemaya gidioruz. neden olmasın dedim ve cuma gunleri gece matinesi sinema rutinimiz start aldı. şöyle bir hesapladım da 30 hafta olmus. kesinlikle bir film arayışımızın olmaması hoşuma gidiyor. sinemaya gidiyoruz ve o an da hangi filmler varsa bir tanesine giriyoruz. yazın o filmlerin kısır olduğu donemlerde ne dandik filmlerde bombos salonda yayılarak ve geyik yaparak film seyrettiğimizi bilirim deysik bir keyif. biraz da sinema salonlarından bahsetmek istiyorum. profilo daki eski odeon yeni afm sinemalarıyla basladı maceramız mekan olarak uygundu ve sinemalarda iyiydi ve en onemlisi nachos satıyorlardı. sonra cevahire gittik bi kaç sefer ama salonlar güzel belki ancak ne fuayesinde iş var nede o devasa alanı ısıtamıyorlardı yazın da zaten gece matinesini kaldırdılar sonra ve bi daha gitmedik yine profiloya döndük ve sonra da kanyonda mars sinemaları.. istanbulda mars sinemalarının üstüne tanımıyorum. acaip güzel dekore edilmis sıcak fuayesi gayet güzel salonları ve muhdesem koltukları. gerçek amfitiyatro düzeni önünüzde 3 metre birisi otursa yine perdeyi görürsünüz. hele o koltuklar diğer sinemalardaki gibi aman bu mekana maksimum koltuğu sığdırayım mantığının dısında olarak normal cüsseli bir insan evladının 1.5 katı genisliinde bir oturma yeri var. koy koyma yeri genis 3 kol koyabilirsiniz. yayılması çok zevkli. salonun tek problemi sesi bazen abartıorlar bir de nachos ve lipton ice tea satılmaması ama bunları da koyarlar yakında ümit ediorum. kanyonun otoparkı iğrenç bu arada bunu da belirtmeden geçemeyeceğim.

Bu 30 haftalık sürede bir sürü hit film de gördük falan filan ama sadece bir film pirates of the caribbean dead man's chest gece 12 de salonu doldurdu.

bu rutine arada katılanlar oluyor daha keyifli oluyor. bir ara 7 8 kişiye çıkmıstık. kanyonda görüsmek üzere :)

8 Aralık 2006

Hastalık

Sağlıklıyken hastalık üzerinde atıp tutulacak birşey gibi geliyor ama hasta olunduğunda insan anlıyor ki.. öyle değil.. berbat bişey 3 gundur yatakta yatıorum ve beynim uyumak uyanmak ve tekrar uyumaya çalısmaktan muşmulaya döndü. bedenim her milimetrekaresi ağrıyarak bana iskence yapıyor. o kadar uzun zamandır yatıyorum ki yatmak acı vermeye basladı. ve devamlı düsünmek yada rüya görmek bunlarda sıkıcı olmaya basladı. sese karsı beynim o kadar hassas ki birseyler izleyip dinleyemiorum. kitap okumak beynime geçmeyecek sancılar sokuyor..

küçükken bir film seyretmistim. üç beş kardes evde bi sekilde tek baslarına kalıyor ebeveynleri bi yerlere gitmek zorunda kalyıyorlar bunlara o kadar süre boyunca yaşamalarına yetecek kadar para bırakıolar. ki bu günlük öğünleri şunları hesaplıyınca o cocuk yaştaki bünyelerin istedii herşeyi almalarına yetecek kadar bi para... bunlarda hergun ravioli yeriz nefis bise delyi gibi de sevioruz diip hesaplıolar hergun ravioli ihtiyaçlarının dısında kalan parayla bi ton istedikleri oyuncakları sunnarı alıolar 3 üncü gün sonunda o istahla yedikleri ravioli den nefret ediolar.

her gun yatmak da iirenç bise. herhangi birseyin belirli dozlarda alınmadıkca yapılmadıkca hiçbir keyfi kalmıyor. ne olursa olsun.. birşeyleri biraz özlemek.. biraz ulasamamak.. biraz uzak kalmak her istediin anda yakalayamamak.. hem değer bilme hem de keyif alma adına önemli şeyler. bütün gün yorulup aksam huzur içinde yatağa yatıp kemiklerinin o rahatlamasını hissederek uykuya dalmaktan daha keifli bise düsünemez insan yorgunken ama bütün gün yatınca ve yatmak zorunda olunca kahretsin yeteer daa ne kadar yatacam oluyor..

bu arada en son 13 yaşımda bu kadar hasta olmustum. simdi kendi kendime diorum ki evlat (evet kendime evlat diyorum size ne hıh!) saykılı tamamladın tekrar 13 yaşına dondun yani onunde 13 yıl daa var.. sonra düsünüorum bunun ne garantisi var ki bir yandoan da bu sene öleceğini hissetmiyormmusun sen.. en sonunda da diyorum ki her an ölebilirim bunun bir sebebe baalı olması gibi bi gereklilik yok ki o sebebte gelir beni bulur onemli değil ama ben hazır mıyım değilim.. Allahım borclarımı ödemeden canımı alma.. Korkuyorum..

5 Aralık 2006

Gelecekteki Hayat

Geçenlerde bir kaç arkadaşımla oturmuş birşeyler konuşurken bir anda kendimi bunları anlatırken buldum. ne zaman düşünmüşüm ne zaman kafamda şekillendirmişim ve anlatışımı süreç boyunca gözlemledim kendime şaşırarak ve bayaa da inanmışım bunu farkettim.

olay sanarım matriks den çıkıyor. evet matrix..

küçük bir kitle sistemin çalışmasından sorumlu olacak ve bunun dışında herkes 3x3 gibi falan m2 lerde bir odada hayatını sürdürecek. yiyecekleri sadece üç öğün alacakları haplar olacak gerekli ve yeterli derecede ütün alınması gereken besinler bu hapların içinde olacak ve asla daha fazla almayacaklar. herkesin bünyesinin durumu yattıkları yerden ölcülecek ve bireye göre özel haplar hazırlanacak değişimler bilgisayarlar tarafından gözlenecek. haplara gidiş ise obeziteden gelecek çağın öylesine korkunç bir hastalığına donusecek ki bu insanlar yemek yemekkten korkar hale gelecek diet pill lerden yiyecek haplarına geçiş olacak..

bu küçük condolarda yaşayan insanlar, uyurken ve ihtiyaçlarını gerçekleştirirken gerçek dünyaya donecekler ve kesinlikle bu dünyada kaylmayı istemeycekler işlerini hızla tamamlayıp online olacaklar. yattıkları yerden sanal dünyaya bağlanacaklar. www.secondlife.com da gördüğüm prototip oyun da bu düsüncemi tetikledi zaten. ve özellikle de büyük ihtimalle oyunun reklamı amacıyla uydurulmus bir hikaye olduğunu düsündüğüm çinli bir adamın oyun içinde geçerli olan parayla oyun içindeki sanal arsaları alıp üzerine inşa ettiği evleri satarak elde ettii oyunun sanal parasını daha sonra geçerli parite üzerinden gerçek amerikan dolarına çevirdiğinde kazandığı paranın 125 bin dolar olması... işte kendimize beden sececeğiz ve o bedende yaşayacağız istersek değistireceğiz karakterimiz olacak istersek onları da değistireceğiz. bi yerde calısacağız isler yapacağız ve bunların hepsini sanal değilde gerçekmis gibi hissedebileceğiz. bu sisteme belki 7 8 yaşından itibaren bağlı olacağız eğitimimizi bu sistemde yapacağız ve yeni hayat o olacak. gerçek bedenimiz değil sanal dünyadaki gerçek dünyamızda olan varlığımız önemli olacak. herşeyi dibine kadar yaşayabileceğiz. intihar bile edebileceğiz. ve çok gerçekci bir sekilde hissedebileceğiz. strange days filmindeki ölme duygusunu yaşamayı düsünürsek neden olmasın o sistem olusana kadar bir çok denekten böyle veriler elde edilmis olacak belki.. işte böyle gelecekte hayat böyle olacak ve sonra o odada öleceğiz. bünye ölünce bir alev bulutu kaplayacak ve oda bir baska kullanıcıyı bekleyecek..

Sorunlu Hisler

Bilmem hiç hissettiniz mi ama şunu farkettim ki eğlendiğim anlarda bile artık sıkılıyorum.. bu gerçekten ürkütücü birşey bu artık hiçbir şekilde benim için çıkış yolunun kalmadığını ve beynim bilinmez bir keyfe ve vakit geçirmeye dair korumalı bir bölgesinde oluşturduğu umut alanını da kaptırdı ve ben artık fiziki olarak olmasa da mental açıdan ölmüş bir insan sayılabilirim. varlığım..

kötü gerçekten kötü bunu hissetmekten endişe ediyormuşum gizliden gizliye ve buna geleceğimi görüyormuşum bunu farkettim gerçekleştiğinde.. ve.. bitti işte..

2 Aralık 2006

Age : 29

bir yıl daha geçti.. blogger a göre yaşım 29.. çok fazla insan sevmedim bu kadar yılda bir elin parmakları eh belki ve onlar artık yok geleceğe bakıyorum ve titreten bir yalnızlık başka bir şey yok.. ya sevecek insan yok yada ben artık sevemiyorum yeni birilerini.. 29

Bright Eyes - Happy Birthday to me

All eyes on the calendar
Another year I claim of total indifference
To here, the days pile up
With decisions to be made, I'm sure all of them were wrong
Into this song I send myself
And with these drinks I plan to collapse
And forget this wasted year, these wasted years
Devoted friends, they disappear
And I'm sorry about the phone call and needing you
Some decisions you don't make
I guess it's just like breathing or not wanting to
There are some things you can't fake
I guess that it's typical
To cling to memories you'll never get back again
And to sort through old photographs
Of a summer long ago or a friend that you used to know
And there below
His frozen face
You wrote the name and that ancient date, that ancient date
And you can't believe that he's really gone
When all that's left is a fucking song and
I'm sorry about the phone call; and waking you
I know that it is late
But thank you for talking, because I needed to
Some things just can't wait