8 Nisan 2008

Demir Tadı - Kırmızı

Burnumdan kan gelene kadar ağlamak..
Ensendeki bir anlık bir sancıyı ömür boyu süren bir karanlıkta yankılanarak hissetmek..
Tanımadığın ve daha önce karşılaşmadığın sesler duyarak korkmak..
Ses arttıkça daha da korkmak..
Enteresan aslında iki boyuta kesin delil.. Bir ses var korkutucu ve aynı ses şiddeti arttıkça daha korkutucu.. Peki başka boyutlar var mı?
Sesi hissedebilirsen daha da korkarsın. Hele ses seni deliyor ve kıpkırmızı kanın önce fışkırarak sonra yavaşça yer çekimine doğru akıyorsa.. Onu öyle şaşkın gözlerle inanmazcasına bakarak seyrederken düşünebilir misin?
Bedenin sevdiğinde sevdiklerinle ve her sevmede başkalaşmıyor mu?
Sevme ve hedef küçült kontrolü eline al.. Sev ve kontrol edemediklerin de o büyümüş bedene isteyerek yada umarsız yada düşüncesiz hançerler saplasın.. Belki de sadece meraktandır.. Benim kanım nasıl ve ne renk akacak merakı?
Ah o kadar..

6 Nisan 2008

"so I guess I am out of the bookclub?"

Ben amcadan hoş bi replik.. Bi çok şey ihtiva eder içinde..

Bi de Julietin göüsleri de ilgi çekici deil mi?

3 Nisan 2008

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsin, bu nice okumaktır? Okumanın mânası, kişi Hakk'ı bilmektir! Çün okuyup bilmezsen, ha bir kuru emektir

Yunus Emre

Bilim 3

Yani bugün ve sonn 100 yılda bu uçakların uçuyor olması ve yarın da uçacak olmaları bunlaın öbür günde uçacak olmalarını gerektirmez belirtmez ve garantilemez. ben bugün bütün uçaklar uçamasa şaşırmazdım..

Tıp da böyle.. ilaçlar ameliyatlar şunlar bunlar, bütün bu tadavilerin gerçekleşiyor olması hep gerçekleşeceğini göstermiyor. zira o hesaplamalar ve hesaplanamayan varlığını bile bilmediğimiz faktörlerin formillerde olmayışından kaynaklanan veri eksiklii ortamlarında bu gelişmelerin olması yapılması mümkün değil oluyorsa takdiri ilahi..
zaten olmuyor da teşhis yapılıyor bilme göre bir basit yada kompleks de olsa bilinen programlanan bir operasyon aynen planlandığı gibi yapılıyor ve basarılı olunamıyor. sonra acıklamalar buna göre bulunuyor bunyesı zayıftı bılmemnesı kaldırmadı elım kaydı falan fılan.. ıste bılım bence budur ıletısım dılı.. ney neden oluyor ve neden olmuyoru anlatmaya calısan bır sıgn langıage yoksa bana komık gelıyor ondan medet umanlar yada ıste bılımın sayesınde herseyın yapılabılecegını dusunenler. o sadece gelıstırılebıldığı kadarıyla bu dunyanın harıkalarını anlatmaya calısıyor bıse.. dunya gunesın etrafında donuyor gezegenler donuyor falan fılan ama takdırı ılahı donmeyebılır de sımdıye kadar bırseyın hıc sasmadan aynı ıstatıstıı vererek gerceklesmesı baslıbasına muazzamlık olmasının dısında yarın oyle olmaya devam etmesı ıcın hıc bır sebep yok.. garıp dusundukce urperıyorumm..

2 Nisan 2008

Bilim 2

Önceki başlıkta bilim diye başladım konu başka yere gitti. Bilim bana komik geliyor. İlim ayrı birşey ama bilim komik. Neden? Bilim aslında bizim insan oğlu olarak bu kainatı ve burada yer alan muazzam şeyleri algılamamıza yarayan bir lisandır. Bir nevi kainatla iletişime geçebiliyoruz Allahın yarattığı bu mükemmel düzeni gözlemleyebiliyoruz ancak şunu görüyorum insanlar fen ve matematik ve diğer bilimler sayesinde bu hesaplamalar sonucunda bir çok şeyi yapabildiklerini düşünüyorlar.. Bana komik gelense mesela bir uzay mekiğini ele alalım bunu yapıp uzaya yollamanın mümkün olmadığını düşünüyorum. Matematik ve fen istediğini hesaplasın hava atmosfer binlerce değişken bilinmeyen toz zerrecikleri ve hesaba katılamayan mikronun onda biri binlerce şey ve hesaplamalardaki virgülden sonra bilmem kaçıncı haneden sonra kaale alınmayan rakamların birikiminin bana bu uçakların uçmasını mekiklerin uzaya gitmesini olabilir olarak gösteremeyeceğine inanıyorum. ha kör değilim bunlar uçuyor ama bence uçmaları aslında mümkün değil..

Bilim

Dini bir -izm gibi görmek.. Bunu algılayamamıştım. Ve -izmleri bunların manifestolarını okumak karşılaştırmak ve yaşam stiline bakış açına hangisi uyuyorsa onu seçmek yada hepsini reddederek kendi -izmini oluşturmak gibi dine bakmak. Bunu farkettiğimde dinin kurallarına bakış açısındaki bir çok insanın sağlıksız durumunu anlayabildim.. Ben onların böyle gördüğünü değerlendirdiğini yıllarca anlayamadıysam o insanlar benim iman etmemi inancımı nasıl anlayabilirler ki.. Ve bunu nasıl hissedebilirler ve biz nasıl diyalog kurabiliriz. Tabi ki anlayışlı bünyeler değilsek de kavga çıkar, sert tartışırız vs.

Şimdi birey bakıyor islama ve birçok şey ilgisini çekiyor.. (Bu kelimeleri bilinçli kullanıyorum) ama hayatına uymayan yönleri olmaz ki ama diye eleştiriyor. Burda din anlayışı. Allaha iman etmek ne demek zerre kadar anlaşılmamış hissedilmemiş böyle bir his duygu kelimesini bulamıyorum yok. Gelişmemiş, iman etmenin varlığından haberi yok.

Geçen güncel konu başörtüsü üzerinden bir arkadaşımla konuşuyordum bana kuranda o ayette başörtüsü yok o dönemin getirdiği bir olaydı şimdi gerekli değil demeye gelen bir şeyler söyledi.

Öncelikle anlaşılmayan bir nokta var bunu farkettim iman nedir?
İman, Muhammed aleyhisselamın, Peygamber olarak bildirdiği dini, akla, tecrübeye ve felsefeye uygun olup olmadığına bakmadan tasdik etmek yani kabul edip, beğenip, inanmaktır. Akla uygun olduğu için tasdik etmek, aklı tasdik etmek olur, Resulü tasdik etmek olmaz. Yahut Resulü ve aklı birlikte tasdik etmek olur ki, o zaman Peygambere itimat tam olmaz. Tam olmayınca, iman olmaz. Allahü teâlâ, (Onlar gayba [görmedikleri halde Resulümün bildirdiği her şeye] iman ederler) buyuruyor. (Bekara 3)Ayrıca, Şeytan da Allah’a inanıyor, o da Cennete Cehenneme inanıyor. Hatta imanın diğer şartlarına da inanıyor. Meleklere inanıyor, Peygamberlere inanıyor, gönderilen kitaplara inanıyor. Öldükten sonra dirilmeye inanıyor. Hesaba, kitaba inanıyor yani bunları biliyor. Demek ki Amentü’ye sadece inanmakla, bunları bilmekle iman olmuyor. Amentü’de bildirilen altı esasa inanmakla birlikte, Allahü teâlâ tarafından bildirilen emir ve yasakların tamamını kabul etmek ve hepsini beğenmek de şarttır. Birini bile beğenmeyen müslüman olamaz.

Sonra başörtüsüne gelince bugün türban deniyor, bağlama çeşitleri tartışılıyor ben bunu anlayamıyorum bunun önemi yokki önemli olan Allahın bize emrettiği..

Saçların örtülmesi Kur’an-ı kerimde açıkça bildirilmektedir. Türban kelimesi Fransızcadan dilimize girmiştir. Başörtüsü demektir. Bu türban kelimesini de, yine türbana karşı olanlar çıkarmışlardır. Biz başörtüsüne değil, türbana karşıyız diyerek, güya maksatlarını gizlemeye çalışmışlardır. Biz giydiğimiz başörtüsüne yemeni, tülbent, çember gibi başka bir isim versek, bunlar yine karşı çıkacaklardır. Onlar, türbana, eşarba değil, Allah’ın (Başınızı örtün) emrine karşı çıkıyorlar. Türban kelimesi üzerinde durmaları aldatmacadan başka şey değildir. Kur’an-ı kerimde, (Hımar) kelimesi geçmektedir. Hımarın Türkçesi, başörtüsüdür. Fransızcası da, (Echarpe) yani eşarptır. Fransızlar eşarba, (Turban) yani türban da diyorlar. Türkler, Fransızca’dan gelen eşarp kelimesini kullandığı gibi, Farsçadan gelen tülbent kelimesini de kullanıyorlar. Yine Arapça’dan gelen yemeni kelimesi de kullanılmaktadır. Bunlar, edebiyatımıza da geçmiştir. Halkımıza mal olmuştur. Bir mani:

Başında al yemeni
Öldürme zalim beni
Eller ne derse desin
Alacağım ben seni.

Başörtüsüne çember de denmektedir. Çember de manilerde yer almıştır:

Çemberimde gül oya
Gülmedim doya doya
Dertlere karıyorum
Günleri saya saya

Halkımız, başörtüsüne yazma da diyor:

Oyalı yazma başında
Oyaları kaşında
Yeter beklettiklerin
Çeşmelerin başında

Yaşmak kelimesi de Anadolu’da hâlâ kullanılmaktadır; hatta bazı Türk siyaset adamları, halkın gözüne girmek için Bosna’da beyaz yaşmak dağıtmışlardır. Bir mani daha:

Ay doğar anasından,
Bulutun arasından,
Kız saçın görünüyor
Yaşmağın arasından

Çok yerde başörtüsü için bürgü de denmektedir. Her bölgede bir şey söyleyebilirler. Bazı yörelerde kaşbastı da deniyormuş. Başörtünün adı önemli değildir. Önemli olan saçların ve boyun bölgesinin örtülmesidir.

Tesettür ayeti gelmeden önce, cahil Araplar açık saçık giyinirlerdi; hatta Kâbe-yi şerifi bile çırılçıplak tavaf ederlerdi. Tesettür ayet-i kerimesi indikten sonra, yeni bir medeniyet başlamış, bütün Müslüman hanımlar örtünmüşlerdi. Tesettür ayetinden önceki durumu anlatıp, sahabe hanımları açık gezerdi demek, kasıtlı değilse, çok cahilce bir sözdür.

Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Mümin kadınlara söyle: [Yabancı erkeklere bakmaktan] sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, [el, yüz gibi] görünen kısmı hariç, ziynetlerini [saç ve gerdan gibi ziynet takılan yerleri] göstermesinler, hımarlarını [başörtülerini] yakalarına kadar [saç, kulak ve gerdanlarını] örtsünler!) [Nur 31]

Peygamber efendimiz, Kur’an-ı kerimi açıklayarak buyuruyor ki:
(Kadının [yüz ve iki elinden başka] bütün bedeni avrettir.) [Mecmaul-enhür, El-mugni]

Hazret-i Âişe validemiz de buyuruyor ki:
(İlk muhacir kadınlara Allah rahmet etsin! Tesettür âyeti inince, hemen peştamallarını yırtıp başlarını örttüler.) [Buhari, Nesai]

Siyasi

Düşündüm de bugün.. Bir şey vardır.. Hayırlısı olsun deriz.. Siyasette bir kavga bir gürültü taa bana kadar ulaştı ortalık karışmış millet birbirini bastırmaya çalışıyor biraz uzaktan çıkan toz dumana bakıyorum da.. hey Allahım bunlar mı, kavga ederek mi ülkeyi bir adım öteye götürecekler.. 90 larda olmadığı gibi 00 larda da olmayacak anlaşıldı neyse bu beni çok da alakadar etmiyor bu insanlara umut bağlayarak yaşamayı onlarca yıl önce küçük bir çocukken bıraktım.. bugün olan ne ve benim pozisyonum nedir bu tabloda diyerek hayatımı devam ettirmekteyim.

Hayırlısı olsun dedim ya düşündüğüm şey de o idi. Ben inançlı bir insan olarak Allah'ın takdiri olmadıktan sonra hiçbirşeyin olmayacağına inanıyorum ve bugün bir partiyi kapamak isteyenler ve partilerinin kapanmasını istemeyenler var. ve insanlar dinle alakalı olarak suçlanan partinin yanında oluyorlar amanın kapanacak diyerek karşı tarafa demokrasi nerede diye soruyorlar. Bir an medyadır şudur budur okuyup dinleyerek bende kendimi toza dumana çekilirken gördüm ama şimdi farklı düşünüyorum.

Hayırlısı ne ise o olsun..

Daha üstüne ne olabilir ki rahatlığa ve huzura bakar mısın.. Ben kendi hayatım ve etrafımda dokunabildiğim her hayat için kendi doğrularım doğrultusunda olabildiğince faydalı olmaya çalışıyorum ve ondan sonrasında herşeyin de ne olursa olsun hayırlısı olacağına inanıyorum. Partinin kapatılması hayırlısı ise o olur, kapatılmaması hayırlısı ise o olur...

Geçmişte de böyle düşünür - çocuktum o zamanlar - hayırlısı derdim ve istediğim şeyin olmasını umut ederdim ağzımdan çıkanı kulağım duymazdı.. Birşeyin hayırlısı illa benim zevk keyif içinde olmam ve benim istediğimin olması demek değildir.. Bir gün bunu artık şahit olduğum onlarca örnekten sonra algılayabildim.. Hayırlısı dedim düşünmediğim şeyler oldu şimdi bakıyorum hayırlısı olmuş..

Hayırlısı olsun..