9 Şubat 2011

Mircea Monroe

Episodes da morning karakteriyle diziye ayrı bir renk katan bu kadın muhteşem göğüsleriyle büyülüyor.
Gerçekten olağanüstü, son yıllarda tv ekranlarını büyük ama mükemmel göğüsler ve nefis cleavagelarla donattıkları için tüm emeği geçenleri kutluyorum. hikaye senaryo ve acting bence gereksiz. görsel zevk baktığın ve gördüğün şeyden hoşlanmanın tadı hiçbirşeyde yok.
Bir diğer kutlanacak insan sofia vergara..

best things in life are free
yes absolutely
free olmayan herşeyle ilgilenmeye çalışınca aslında bu hayat mutsuz tadsız ve tuzsuz oluyor..

sevişmek
büyük göğüslerle sevişmek
baştan çıkarıcı uzun bir dansı dokunmadan görme mesafesinden daha fazla yakınlaşmadan seyretmek
azar azar çok çeşitlerden tadarak uzun uzun yemek
yorulup deliksiz uyumak
toprak üstünede, taze biçilmiş çimlerin üzerinde sırtüstü gölgede uzanmak ve hafif hafif arada esen rüzgarı içine çekmek
mutlu hissettiğin bir anda derin bir nefes alıp gözlerini kapatarak düşünerek gülümsemek

huzr keyif ve mutluluk artırmak bedava..

Episodes

I kinda like that show..
Showtime yine yanıltmadı. Sanırım bu diziyle birlikte showtime da yayınlanıyo olup da beğenmediğim bir dizi olmamış oluyo. Kanalın belirli bir çizgisi var ve yapımları genel olarak bu çizginin izini taşıyorlar ve ben o çizgiyi seviyorum. Herkesin gördüğü bildiği ama konuşmadığı şeyleri uluorta konuşmaktan çekinmemek diye tanımlanabilir bu çizgi. alabildiğince sarkastik bir şekilde herşeyle ve özellikle tabularla sempatiklik sınırını aşmadan dalga geçmek de denebilir.
En favori showtime dizilerim
- weeds
- californication
- dexter
- episodes
- the big C
- tudors
- secret diary of a call girl
- the l word

çoğunda bir yerlerde cinsellik var ve çok doğal çok olması gerektiği gibi ve sapıklık eğilimleri sergileyerek var..

8 Şubat 2011

Bırakma zamanı mı?

Çizgiyi alışkanlıktan devam ettirmeli mi yoksa bırakmalı mı?
Bana sanki artık durmak gerek gibi geliyor.

6 Şubat 2011

Konuk

Dur!
Yeşil gözlerden kendimi alamadan eriyerek bakarken böyle bağırdığını duydum.
Kaşları vurgusunu destekler biçimde hareketlendi. Gözlerin rengi daha bir koyulaştı sanki daha bir belirginleşti.
Ellerimi havaya kaldırdım teslim olur gibi adeta ama bir yandan da omuzlarımı silkiyordum.

Bana doğru hareketlense mi iyi yoksa olduğu yerde kalsa mı acaba diye tereddütlendiğini yüzünden, dudaklarından anlayabiliyordum. Rahatlatmak için gülümsedim.
Her hareketimi dikkatle süzüyor ve bir sonraki hareketimin ne olacağını bilmediği için o andaki hareketlerime güvenmiyordu.

Gözlerinin en derin içine baktım.
O hep orada öylece ilgili gibi duran ama hissiz bakışlar

Adım atmayacağını anladım birden. Bunun sorumluluğunu hissetmekten kaçtığını, belirli bir mesafede durarak onu karıştıramayacağımı garatilediğini anladım. Nasıl olduğunu bilmesem de..

Tek ayağımı kaldırdım.
Ellerimle dengemi sağlarken garip hareketler yapıyordum.
Gözlerinden gözlerimi ayırmadan ama bu sefer gülümsemeyi keserek.. Kendimi arkamdaki boşluğa bırakıverdim.
Soğuk hava içime işlerken ben masmavi sularla kucaklaşmaya hazırdım.
Tek sorun zihnime donmuş ve yapışmış olan bir çift yeşil göz ve hissiz bakışlar.
Son anda bile değişmemişlerdi.

1 Şubat 2011

Saat

Şu duvara asılan tık tak ses cıkaran yada orada burada masa ustunde duran mınık ama yıne de tık tak dıye ses cıkaran saatlerden hep oldum olası nefret etmısımdır. eskı duvara asılanlar bır de saat bası dın don ses cıkarır bılmem kac saatte bır saatı belırten sekılde oter falan
kucukken anlamazdım nedır bu saate olan merak. oyle kı bugunle kıyaslandıında kaplumbaga hızında bır dunyada yasıyorduk. her seyın yavas ve telassız olduğu ınsanların sakın ve huzur ıcınde olmaları gereken yıllar

ama nedense saatler bu huzuru bozuyordu bana gore
sımdı de kendı rahat alanımın dısında bır yerlerde konaklamam gerekırse ve orada bu saatler varsa hepsının pıllerını cıkarmadan rahat edemıyorum

ama gecenlerde bır duvarda gozum saate ılıstı
oylece bakakaldım
sanıyelrın yelkovanı ıteklemesı onun akrebı harekete gecırmesı
bundan benım ılerleyen zamanı algılamam
ve zamanımı da gecen zamana bakarak gecırmem
dusundum
baktım

sonucta zaman gecıyor be
bıseler yapsan da
hıcbırseyler yapmasan da

sonra bır cocuk gectı onumden
dusuncelerım onun olası gelecektekı hayatına kaydı
okula gıdecek sayfalarca seyler ezberlıcek okucak
ortamlara gırecek bır suru sey deneyecek
ugrasacak
mucadele edecek
bozguna ugrayacak
hırs yapacak
uzulcek sevıncek
hayata hazırlayacak kendısını hesapta
bır suru ınsan bırsuru faktor onu etkıleyecek ve yasıcak gıtcek oyle
baska ınsanların hayatına etkı edecek seyler yapacak
bunların kendınce dooru ve ıyı olduunu dusunerek yapacak belkı
ama 3 uncu dereceden bazı ınsanların hayatını karatıcak belkı bu yaptıkları
ama bazılarının da ısıne yarıcak belkı
egosuyla
ezıklıgıyle
yasayacak
ve gıdecek

sevınıorum bunun ıcın
artık ben sonbahar kısındayım bu hayatın dıye
bu dunya ıcın bu anlamsız mucadeleler..

Hak şerleri hayr eyler, neylerse güzel eyler..

31 Ocak 2011

Soğuk

Soğuk be bugün..
soğuktan hazetmiyordum zaten.
kat kat giyinmeyi üzerimde giyecek taşımayı sevmediğim için üşüyüp bol bol hasta oluyorum
büzüşüp donmak da cabası

bir de doktor tavsiyesi nemden soğuktan yapay ısılardan pis havadan uzak dur olunca
resmen artık şu sıcak denizlere memleketlere açılma hayalimi gerçekleştirmem lazım artık

bunu diye diye ölcem ama ben biliom..
yinede herşeye şükür allahım..