26 Nisan 2008

gülmek

aslında daha çok yüzü gülmek
geçen hissettim
ne kadar patetik bir yığın olduğumu düşünerek vakit geçiriyordum
ve farkına vardım
şımartılmak
sevilmek
istediğim şeylere sahip olmak zahmetsizce ve
istediğim şeylerin bir süre fedakarlık ederek başkaları gerçekleşmesini isdiorum..

sonra da düşünüp ne salak bişeysin dedim kendime
canım köfte çekiyor bu aralar bi de
sultanahmet köftesi uzak olmasa atlayıp gitcem yarın
ama uzak
neyse en kısa zamanda gidip yiyebilirim umarım..
köfte piyaz ayran mm nefissss..

self destructing process began

24 Nisan 2008

Kırık

Beni kırdılar anne..
Hep kırıyorlardı..
Bir kez daha kırdılar..

uyuyamıyorum

bugünlerde hallerim bir garip. zihnimi odaklayamıyorum. bir şeyle 10 dakikadan fazla ilgilenemiyorum sıkılıyorum hareket etmek istiyorum.. uyuyamıyorum.. kitap okuyamıyorum, film izleyemiyorum.. bir kitaba filme başlıyorum ve 10 dakika sonra off oluyorum sıkılıyorum.. yorgun hissediyorum uyumak istiyorum yatıyorum 10 dakika sonra uyuyp uyanıyorum ve bir daha uykum gelmiyor.. delireceğim çok feci yapacak bir şey bulamıyorum.. perişan durumdayım.. yani sanırım..

ya bir daha hiç şöyle 7 8 saat deliksiz uyuyamazsam..

çocuk bayramı

çocukken kafamı kurcalar dururdu bugün yine bayram ve yine anımsadım. düşünebiliyor musunuz.. bugün çocuk bayramı oh çok ala ama bu bayramda çocukların bayramı nasıl geçireceklerine dair programlar belli..

size özgürlük veriyorum ancak özgürlüğünüz şu 4 duvar içinde ve sadece taş mı kıracaksınız yoksa kırılmış taşları mı taşıyacaksınız bunu seçebilirsiniz ve yarı nufusunuzdan fazlası bir işi seçerse siz seçim yapamazsınız diğer işi yapacaksınız..

bugün 23 nisan neşe doluyor insan diyerek sözlerde kalan içe işlemeyen şiirler okumaktansa o gün neşe dolmayı istemişimdir hep.. bugün pencereden bakınca gördüm formaları giymiş borazan çocuk takımı bir nevi süvari alayı düttürterek sıra halinde sokaklarda geziniyor neredeyse o saçma gösteri yürüyüşünü de yapacaklar ve arkalarından da tanklar ve başka şeyler geçit resmi yapacak çocuklarımızı hala hangi zihniyetlerle yetiştiriyoruz.. başka bayramlarda tanklarımızı fuzelerımızı de gecittiriyoruz. ırak ve saddam aklıma geliyor bunu anımsayınca ama o artık yok şimdilerde iranı anımsıyorum.. biz yıllardan beri iran olmuşuz ama bunu gören yokki anca birileri dinden imandan allahtan bahsedince iran mı olacağız diye panikler uyuşturulmuş beyinler.. ordunun gücü elindeki silahlar diye birşey kalmadı ki nedir bu törenler devletler küçüldü devletler hiçbirşeye sahip olmamaya çalışıyor ki.. toplanan değerler birilerinin cebine gitmesin birilerine basa gelmek için rusvet olmasın diye cok değil 20 sene içinde devlet bir yazılım olacak herkes özgür olacak ama bu gidişle değil..

ben koşmak eğlenmek bayramımda bu benim bayramımsa neden okula gittiğimi neden anlamadığım ve içime işlemeyen olabildiğince yüzeysel ve hiç kimseye bir şey ifade etmeyen o garip şiirleri okumak ve merasimleri yapmak için toplaşdığımızı sorguluyordum.. bayramımda denilenleri yapmak zorunda olmak.. törenlere dair belirlenmiş kıyafetlerin içine girmek.. özgürlüğümüzü de şablona sokmaya çalışan eski devlet sistemi..

bugünkü siyasi ve politik sahneye bakınca bunların etkilerini hala görebiliyorum.. durağanlığı korumaya çalışan bir gerici chp ve fırsatlardan istifade etmeye çalışan bir iktidar. yeni dünya ve çağ nediri sorgulayıp kendini yönlendirmeyen halk kitleleri yüzünden tamamen çarpık bir iktidar muhalefet.. oysa her ikiside çağa ayak uydursa biri yerinde saydırmaya çalışmasa ve herşeye dur demek zorunda hissetmese kendini diğeri de öyle istediği gibi at koşturmaya çalışamayacak koltuğunu kaptırma derdi taşıyacak.. yazıklar olsun diyorum muhalefetin çağa ayak uydurması için gerekeni yapamayan koyun ruhlu seçmene.. başarısız bi lidere hala oy atıp da onu aşağı indiremedikleri için..

23 Nisan 2008

Başlıksız yazmalarım geldi yine. hala feeling weird.. değişik birşey tanımlayamıyorum.. korku elbette her daim tabanda.. yaşandıktan sonrası nefreti.. ah seviyorum gavurca post durumları.. buhran belli ve gülerek karşılayanlar çoğunlukta.. hala bildiğinin en mükemmel ve olması gereken olduğunu diretenler var.. akılsızlık ürkütüyor.. köşelerimizi yuvarlattırmıyorlar anne..

her neyse.. siyah daha da siyah olamayacağına göre en kötü ihtimalle böyle.. sadece son geldiğinde artık buraya kadarı kavrayabileceğim ve o da uzun sürmeyecek diye tahmin ediyorum..

sevdiklerim uzaklaşın daraltıyorsunuz beni.. sen kırmızı.. sen pembe.. sen mor üstüne çalınmış uçuk yeşil... bugün derin derin içime çekerken tazelendiğim yemyeşil çimenlerin tazeleyici kokusu gibi sizi de kullanmak istiyorum ama buna izin vermeyin yoksa değerinizi yitirir en nihayetinde kullanılmış olursunuz belki de karbondioksit..

tık tık tık kısa ve uzunlar ardı ardına.. ses yormuyor da zihnimin uğultusu mu o beni rahatsız eden..

o değil.
bu değil
o da değil
şu hele hiç değil
seçim yapmak zor
bir de seçenekler eşit ölçüde mükemmel yada berbat olurlarsa..

kendimi kaybettim sayılır.. ofluyorum sadece.. benden artık anlam çıkmaz bu saatten sonra.. çok şeyler yitirildi çok sular çarptı yüzeye şekil değişti artık tanınmaz duygusuzca herşeye sırıtan bir yüz gibi sadece tertemiz ve parlıyor.. hisler kokmuyor bile artık renklerini ise hiç arama.. en son bir belli belirsiz turuncu gördüm sadece.. .

17 Nisan 2008

Sevmek

Sevmek "seni seviyorum" demeyi gerektiriyorsa gerçekleşmemiştir diye düşünürüm.. Sevgi gösterilir hissettirilir.. birisinin sizi sevdiğini hissedemiyor ve algılayamıyorsanız yada hissettiriyor ama karşılığını bekliyorsanız ve karşılığında bir sevgi alamıyor ve seni seviyorum diyorsanız oralarda bir problem vardır..

kadınlar oysa ne kadar ters seversiniz sevdiğinizi hissettirirsiniz ama bunu her saniye yapmanızı isterler bir an yapmazsanız ki doğal olarak kimse kimseyi her an sevemez duymak isterler işte bu noktada ben deliriyorum benden sevildiğini duymak isteyen kadının alacağı cevap güle güledir.

eğer birisi diğerini sevdiğini düşünüyor ve sevdiğini hissettirdiğini varsayıyorsa ama karşıdaki bütün alıcıları açık olduğu halde bu sevgiyi alamıyorsa bu iki insan derhal vakit kaybetmeden uzaklaşmalılar onlar birbirlerine göre değiller.

ne kadar sevgi veriliyorsa hepsini algılayabilen ve bunun karşılığını hiç eksiltmeden doğal bir refleksle geri verebilen bir çift benim ideal çiftimdir. işte o ilişki bitmez de tükenmez de hayat bayram ve mutlulukla dolu olur onlar için..

aynı frekansta sevgiyi almak ve vermek kayıpsız ah ne güzel..

düşündüm de ben hiç sevilmedim galba.. sevdiğim insanlar hiç bir zaman bana sevgi göndermediler.. en azından benim frekansımda.. çünkü sevmek biraz da kendinden ödün verdiğin zamanlarda hissettirilen bişeydir.. sanırım benim için sevdiğini hissettirmek için kendinden ödün veren bir tanidiğim karşı cins olmadı.. zavallı ben mi desem.. bilemedim..