28 Eylül 2008

Suskun

Durmak, heyecanını bile belirli ve dar bir aralıkta yaşamak.
Zamanı da yavaşlatmak
o derece yavaşlatmak ki dakikada 40 kalp atışı belki de daha aza indirmek.
Ben inanıyorum
zaman saniyelerle değil
kalp atışlarıyla ölçülür.

Durgun zamanda yağmur yağsın.
Damlalar camdan süzülürken dışarısını bulanıklaştırsın
Beni bir serinlik kaplasın
Bu serinliğim ve dinginliğimde düşüncelerimi sıralarken sakince koltuğuma oturmuş
Kaçamak gözlerim ve aldığım keyfi yansıtan gülümsemem seni izlesin.
Seni, güzel yüzünü, zarif tavırlarını, bazen çattığın kaşlarını.
parmaklarını
kahve o anda çok acı gelir. çay belki de bir bitki çayı.
aromasından yükselen koku başka anları da çağırsın..
dingin, sessiz, suskun
nasıl da keyifli
böyle ruhumu dinlendirmelere nasıl da çok ihtiyacım var..

Not

yol uzun sevgilim
ve de eski
şeritlerin üzerinde fren izleri
ben karışık
sen dört

yemyeşil çimlerin ortasında büyümüş bodur ağaçlar

Righteous Kill

Babaları seyretmek keyifli idi ama film çok gereksiz.. Baştan aşağı klişe sorduğu sorularıyla mesajıyla herşeyiyle gereksiz. Ben olsam bulmuşum böylesine nefis iki aktörü biraz daha tarzlarının dışına taşırdım. Ama herneyse bayadır seyretmiyordum al pacino ve robert de niro biraz düzgün oyunculuk gördük en azından..

8 Eylül 2008

Geçiyor

Dün, bir zamanlar yarındı. Anılar da bir zamanlar yarınların hayalleriydi. Unutma. Şimdide duran hep biziz. Ama biz şimdi neredeyiz..

1 Eylül 2008

Sıkıldım, başım ağrıyor...

Başım ağrıyor, ne oldu bilmiyorum.. sağa donunce yada sola donunce yatarken sol tarafında beynımın sankı ağır bır yuk altında ezılıyormuscasına bır ağrı oluyor. sağ tarafı çok buyudu dığer tarafa baskı mı yapıyor acaba.. ama o zaman sağa donunce ağrımazdı demekkı sol taraf kafatasımın ıcınde hareket kazandı ondan ağrıyor. sırtustu yatınca sımdılık bı problem yok..

hedeflerımı dusunuyordum sonra aklım yaşlı ınsanlara gıttı emeklı olanlara cocuğu torunu falan olanlara hayatları hedeflerı yasamak ve devam ettırebılmek olmus medıocre bır ınsan hayatına gıttı memur counlukla yaşa ve gıt gerceklesn hedef yok anın tadını cıkarmaya calısmak var belkı bu da yok anı olabıldıınce az acılı yapmak var anca belkı..

zaten baska nedır kı hayat..

hedeflerımın olması yada daa doorusu hedeflerım bır anda bana gereksız ve komık gorunduler. ıste nefes aldıın surece etrafına bak ve öl git..

bu kadar basıt hale getırenler var ve bence bıraz zavallıca bılmıorum.. bınbır sorunu ıle uurasırken su hayatın keıf almaya calısmak bence sacma

neyse bu aralar cok sıkılıorum.. herseyın taaa..

ne kadar onemsız hersey..

sevdığım ınsanlar bana uzak sevmedığım ınsanların gereksızlıklerı benı bouyor..
bı de notrler var ben kendımı kotu hıssedıom onlarla..
yalnızken de bır sure ıyı ama sıkılıorum
ee o zaman
amaannn

21 Ağustos 2008

Düzen

Aşk, bu düzenin parçası..
Peki düzen ne. Düzen, yalnız kalmamak. Hayat tek başına yaşanmayacak bir süreç. Dolayısıyla insan yalnızlığın altında ezilip, sıkılabiliyor ve bunları aşabilmek için aşık oluyor. Arkadaşlık da sevgili de herşey aşk sınıfında.. Sonuç olarak yalnızlık yok.. Yalnızlık olmayınca elimizde var olan seçeneklerden en iyisini seçmek oluyor. Peki bu seçeneklerde kriter nedir.. kriter elbette bencillikdir.. İşte bu nokta büyük çelişki oluşturuyor. Bencilliğine hizmet eden ortak yaşam sıkıcılaşır. Bencilliğe hizmet ettiğin ortak yaşam işkenceye dönüşür. o zaman grilerin peşine düşmek en iyisi.. Bir miktar aldıkça bir miktar vermek zorunda kalmak.. dolayısıyla asla mutlak mutluluk yok. Hep artı olamıyor arada eksiler var bazen de uzun süreler.. ortak yaşamları çeşitlendirerek dengelemk birinde eksiye gecince diğerinde artılarda olarak dengelemek ve bu böyle bir oyun.. zihni meşgul ederek öldürür...

Sonuç olarak mutluluk yok çünkü yalnızlık mümkün değil. Hiç insan olmasa bile bir çiçek bir böcekle de olsa paylaşırsın ve o da bir gün bencillik eder..
Gerçeği aramak mutlak mutluluğun nerede olduğuna ve ona nasıl ulaşacağıma konsantre olmalı bunun önüne çıkan herşeyi ezip geçmeliyim.. Benim hayatım benim için önemli. siz de kimsiniz değer yargılarınız ve diğer herşeyiniz ve de hiçbirşeyiniz beni ilgilendirmiyor sadece dikkatimi bir kaç saniyeliğine çekebilirsiniz o kadar..

6 Ağustos 2008

Durum

Yorgunum..
gercekten yorgunum
isteklerime hayır denmesinden nefret ediyorum
hiçkimseyi sevmiyorum, sevemiyorum
gün geçtikçe kendimi kandırmak güçleşiyor
zamanın geçtiğini yada geçmediğini farketmeden yaşadığım anlar her geçen gün azalıyor..
yorgunum
heyecanım ve heyecan duyacağım hiçbirşey ve hiçkimse yok
herşey birbirinin ve bu zamana kadar yaşadığım, tecrübe ettiğim ve sahip olduklarımın türevi gibi geliyor..
çok yorgunum
kendimi kandıramıyorum
ahmaklığım beni şaşırtıyor ama değişemiyorum
yorgunluğum acı veriyor
sevmiyorum
hissetmiyorum
neşe veren bir kaç şey de insanlara bağlı ise ve bunun içine limon sıkıyorlarsa hiddetleniyorum.
daha fazla yorulmamalıyım sanırım...