30 Nisan 2013

Fuck!

Dümdüz, karanlık sokak önümde dümdüz. Sarı sokak lambaları. lanet olası bir aydınlık. sızıp da beynime uzanan. uzanan.. beynime değil. kulaklarımda sesler. fısıltılar.

dümdüz. ıssız. dumanlar, buharlar o kadar karanlık yalnızlarda sensiz umutsuz senden bir ses haber alamadığım onca yemyeşil ıpışıl tüm aydınlıklarımı tükettiğim yalnızlıklarımın karanlığında senden bir mesaj kadar uzakta seni arıyorum. hayatını başkaları için yaşayan onaların tepkilerine vermiş bir insan olmak istemesemde bende kaptırıverdim be gidiyorum çıkmış yola peşindeyim
yare yare sürüne sürü ne
gel benim ol sarılayım beline dönüp dolanalım hayata

ohh
:9
müzik değişti yazımın kimyası da 8)

Uzun zaman oldu be..

Uhm.. şöyle bir baktım da hep bir iş bir şekilde maddi dünya o kadar gömülmüşüm ki.
sonuçta endülüsü fethetmek için çıktıklarında karaya bakmışlar ki ya endülüs onları ya da onlar endülüsü fethedecekler ve bu anca artık geri gidişin olmadığı noktada başarıyla gerçekleşebilir yakmışlar gemileri. geri dönüş olmayınca tek seçenek kalmış önlerinde onlar endülüsü..

işte bende son zamanlarda bu moddayım. ben bu internet dünyasını.. taktım kafayı bir kere ve canla başla azimle sevgilimle geciremediğim tüm fedakarca zamanlarımla..

eğer nasipse olacak inşallah.

bi yandan da bu cycle ın dışında düşünmeye zihnimi taze tutmaya da ihtiyaç duyuyorum.
ama her dışarı çıkıp tazelik zindelik katmak için solujklandığım alan bir şekilde dönüşüp sarmala sokup beni yine bir ağ, bir internet ağına sokuyor. çok net hayat internet olmuş artık. bu yönde yönelmek çok doğru çok çok doğru.

hayatımın en mutlu günlerindeyim. belki aynı oranda belirsizlikler ve kaygıların da en tepede olduğu günlerdeyim ama sevgilimin onu sevmemde en etken olan o tarif edilemez benim zihin ikizliğim. benim ruh ikizliğim. bende ben olmak ve onda o olmamız. beni çok güçlü yapıyor ve bunu çok seviyorum. aşkın da sevginin de boş bir illüzyon olduğuna ikna olan benin bugün her ikisine de saygı duyması ve sevgi ile yüzünün gülümsemesi başka nedir?

16 Nisan 2013

Küçük kıpırdanışlar

yüzünde bir lekeyi görüp de onu düzelten bir el.
seni hissetmek için sana dokunan bir el
görmek için merak ederek seni adeta içine derin derin çekercesine bakan bir göz
senin gülümsemen ve ellerinle sevmen karşısında yaşaran bir göz
yumuşacık adaletsizliklere isyan eden hayatın acı hikayeleri karşısında hassas bir şekilde atan ve incinmesi kolay bir kalp
ruhu karartan cevresindeki vakti ve havayı daraltarak varlığıyla zehirleyen insanlara karşı duran bir kalp
tertemiz hırssız neşeyle yaşanmış karanlık anları dışarı vurulmadan tadını bozdurmadan yaşanmış bir hayat
güzellik tanımlarım..

8 Nisan 2013

Risk almak ve heyecana duyulan bağımlılık

Şunu görüyorum risk alması çok kolay insanlar bile , risk almaktan çekiniyorlar. İlerlemek, yeni birşeyler denemek, heyecanlanmak insanların lügatında yer almıyor ben bunu çok sıkıcı buluyorum.

Negatif olduğunda, hayatlarında hiçbir değişikliğe yol açmayacak ama pozitif olduğunda yeri yerinden oynatacak değişiklikler olabilecek bir risk bile insanlarda en ufak kıpırtıya sebep olmuyor. ne kadar yazık. ruhsuzuz ve hersey cok garantılı olsun derdındeyız. Bu dünyayı değiştirecek hayallerim var. Ve bu dünyayı değiştirmek için çalışıyorum. çalışacağım. değiştiremezsem de kendime saygımı kaybetmeyeceğim.

İsteyen dileyen ve yola çıkan allahın izniyle başarır..

18 Mart 2013

Fırsat yağıyor

Türkiye'de çok enteresan değişimler oluyor. Dünyada olanlar zaten malum. Çok hızlı bir şekilde tüm dünya online oluyor. Her işimizde ve her kullandığımız günlük araç gereçler de dahil olmak üzere giderek online oluyor. Her iş her işletme online olmak ve online olmanın getirdiği kullanımlara adapte olmak zorunda. son tüketiciye ulaşsın ulaşmasın her türlü ürün sadece bilgisayar ortamı değil online olarak başka yerlerdeki başka makinelerle iletişerek en verimli en problemsiz şekillerde üretilip sevk edilmeli vs. Bu kadar korkunç bir dönüşüm büyük bir hızla gerçekleşirken. İnsan gücünde malesef eğitim anlamında olsun yönetim anlamında olsun herhangi bir değişim yaşanmıyor yaşanıyorsa da bu aynı hızda olmuyor.

Etrafa bakıyorum yepyeni firmalar kuruluyor, ve bu firmalar çok yenilikçi alanlarda işler yapıyor yada yapmak için kuruluyorlar ama mantalite ve uygulanan yönetim biçimleri 20 yıl önce geliştirilip yamalarla bugüne sarkmış yönetim modelleri.
Bana hiyerarşik yönetim modelleri, klasik yönetim şemaları çok anlamsız geliyor. Bu noktada da inovatif davranmayan ve yaptığı işe uygun ve bu işin hedefinin ne olduğunu sattığı ürünün hizmetin ne olduğunu iyi belirleyip kitaplarda yazan bugüne kadar öğretilen bütün modelleri çöpe atıp gözünün önündeki case i iyi analiz ederek buna göre model geliştiren işletmeler çok daha fazla başarılı olacaklar. hele bir de türkiye gibi etrafında bu tarz davranabilecek çok fazla rakibi olmayan firmalar çok daha şanslılar.

Türkiye şu an her anlanda bu yukarıdaki şekilde inovatif ve agresif davranabilecek firmalar için o kadar bakir ve bir o kadar da potansiyel sahibi ki inanılmaz. Yalnız bir not olarak 0 sermaye ile başarı dönemi kapandı. Bugün her ne olursa olsun minimum sermaye 2 milyon olmalı. Buna inanıp güçbirliği yapacak herhangi 3-4 kişi çok kısa zamanlarda 8 haneli değerlere ulaşmaları hayal değil.

9 Mart 2013

Google

Gorunen o ki google dunyayi ele gecirme noktasinda diger butun rakiplerinden oldukca ileride.. Su aralar buyuk eksikligi oldugu donanim noktasinda da atilim yaparak nexus ve chrome pixel urunleriyle android sistemi, chrome ve butun google servisleri ki bilgisayarda su anda ihtiyac duydugumuz tum programlarin birer en kullanisli ve buluttan kullanilabilir versiyuonu oluyorlar butunlesik bir devasa platform sunuyor. Tahminikmce bir sonraki hedefleri de shopping olacaktir oraya yonelik su anda hic birseyleri yok denebilir ama ellerindeki teknolojilerle bu konunun en buyuk oyuncusu olabilecek gucteler.
Ve sonradinda zaten araba gozluk gibi su. Anda nete baglanmamis her alana el atacaklar gibi gorunuyor appledan once bir chrome tv gormek beni sasirtmazdi. Google kisaca cok acaip bir firma zaten dev ama buyuklugu ve potansiyeli bilinenden yuzbin kat daha buyuk...

26 Şubat 2013

Mild Life

Soguk hemde cok soguk. usumemek icin kendi icime dondukce icimden yayilan daha soguk. degismisim. kesilmis her yanim. aciyla donmusum.
duvara yere saga sola carpa carpa
simdi ilik ilik esiyor ruzgar
cok az da olsa hissediyorum. annemi anmam aramam simdi daha az. ne kadar acaip. dusunceler icinde kararmis gri catlak izi takip ediyorum gozlerimle karsimdaki duvarda.. bir kadin icinde canindan kanindan bir varlik buyuyor ve icinden cikiyor.. ya ona baglanirsin ya da mutlak korkuyla red.. genelde olan ilk secenek ne muazzam bir sey.
yasanmadan anlamak mumkun degil bunu anlayabiliyorum. bu imkani deneyimlemeyen kadinlari anlamak mumkun degil.
catlakdan bir bocek acele adimlarla cikiyor biraz dolanip tekrar kayboluyor. insan hayati.
simdi belki de kaybolma zamani karanlikda aydinlik icin guc toplama zamani.. haydi gidelim buralardan gunesin altinda kumlarin sirtimizi yakacagi ama sevisirken bunu hissetmeden kendimizden gececegimiz buyulu yerlere..