23 Aralık 2006

Kıyamet Alametleri

Kıyâmetin yaklaştığına dair alâmetler çoktur. Bunlar ikiye ayrılır:
A-Küçük Alâmetler
Cahillik çok, ilim az olur.
Cahiller başa geçip, hükmeder.
İçki çok içilir.
Dinî vazifeler, lâyık olmayanlara verilir.
Âlimler günah işleyici, ibâdet edenler cahillerden olur.
Zararlarından korunmak için, insanlara ikram olunur.
Erkekler, hanımına uyup, anne ve babasına isyan eder.
Çalgı ve oyun aletleri çok kullanılır.
Güvenilir kimseler azalır. “Filân mahallede iyi bir kimse var.” denir.
Büyük ve yüksek binalar yapılır.
Sonra gelenler, öncekilere “Cahil” der.
Kötü kimseler, söz sahibi olur.
“Filân kimse çok iyidir.” denildiği hâlde, o kimsede zerre kadar iman bulunmaz.
İnsanlarda sevgi azalır.
Erkekler ipek giyer.
Zina ve livata çoğalır.
Adam öldürmek ve fitne çoğalır.
Dinî işler ayıp sayılır ve terk olunur.
Bidatler çoğalıp, sünnetler unutulur.
Her köşede zalim ve zorbalar çoğalır.
Günahlar iyi, ibâdetler kötü gösterilir.
Deccal vekilleri çıkıp, insanları yoldan çıkarır.
Gençler çok günah işler, kadınlar işi iyice azıtır.
Kadınlar çeşit çeşit baş bağlayıp dar elbise giyer.
Doğru söyleyenleri, başlarından kovmaya çalışırlar.
İslâmın ismi, Kur’ân-ı kerîmin resmi kalır.
İnsanlar, âlimleri bırakıp, cahillere uyar.

B-Büyük Alâmetler
Mehdî gelir ve dünyayı adaletle idare eder.
Deccal çıkıp, tanrılık dâvâsında bulunur.
İsa aleyhisselâm gökten inip, Deccal’ı öldürür.
Yecüc ve Mecüc çıkar ve dünyayı fesada boğar.
Mekke-i Mükerreme’den Dâbbetü’l-ard çıkar.
Güneş batıdan doğar.
Aden’den büyük bir ateş çıkar.

19 Aralık 2006

Bir de bunlar var

Aşağıraki postu okuduysanız bir de böyle cevherler var.. :) yok yazının girişi negatif ama bence bu iyi bu kafanın çalıştığına alamet de 40 yaşında da hala aynı geyik deam ederse o kötü olur işte..

Vestel - Bor

Vestel'in notebooklar için bor madenini kullanan bir pil ürettiklerini duyurması bende Türkiye ve geleceğiyle ilgili umutlar yeşermesine sebep oldu. En sonunda gerçekten aklı başında bir firmanın ve şirket yönetiminin ve gerçekten de içinde bulunduğu ülkeye bir şeyler katacak ve kattıklarının kendine düşen payından da kazanç elde etmeyi düşünebilecek zeka pırıltıları ortaya çıktı dedim kendi kendime. Hepimiz hatırlarız ve okumuş dinlemiş seyretmişizdir Bor madeni ve üzerinde dönen geyikleri.
- Ülkemiz bu madenin 70% ine sahip hepsini satsak 7 jenerasyonumuz bolluk ve refah içinde yaşar. İlerde acaip zengin olacaz falan da filan da.. hikaye.. yani yok gerçekten bor madenlerinin 70%i Türkiyede ama Vestel gibi firmaların sayısı artmazsa gelecekte zengin olabileceğimiz hikaye.. Yabancı ülkeler devletler yıllardır R&D lere milyarlarca dolar harcamışlar binbir çeşit gelişmeler kaydetmişler üretmişler ve bu insanlar o kadar salaklar ki eninde sonunda gelip senin 70% ine sahip olduğun bir madene kendilerini bağlayacaklar. O madenle çalışan kullanan ürünler yapacaklar.. Haydi bize bunu sat diyecekler. Hadi ordan.. Sende tekelindeki bir madeni adamları köpeen yaparak satcan hayale bak hahah.. Bu olsa olsa tembel ve akılsız Türk mantığından öte birşey olmaz.. Tabloid gazete haberi olur. Bu arada anti parantez bizde tabloid gazete tutmuyor cünkü bizim gazetelerimizin hepsi şekil olarak olmasa bile içerik olarak bir tabloid gazeteden daha saygın değiller.. Yani zaten varlar.. Bizde bir ara saygın gazete çıkardılar da o deli sattı..

İşte Vesteli takdir ettiren mevzu da burda başlıyor. Çünkü adam bor madenini kullanan bir teknoloji icat etmedikten sonra bunun dünyaya yayılamayacağını ve dolayısıyla bor madenini ve ilgili ürünü de satamayacağımızı biliyor. Maden kendi ülkesinde illa ki kendi ulaşımı çok daha kolay olacaktır. ne yapıyor bir pil üretiyor bunu kullanarak ve başka ürünlerde varmış üretmeye çalıştıkları. şimdi başka ülkelerde başka enerci kaynaklarıyla bu madenin sağladığı enercinin yarısı hemde çok pahalıya sağlayan bir ürün mü talep görür yoksa Vestelin icadı mı.. Tabi ki Vestelin icadı.. Buna kimse karşı duramaz hemen bunun muadilleri üretilir ve bor madeni kullanıma sokulur hem Vestel bir kaymak yer hemde Türkiyenin önü açılır.

Uzatmayayım ama bu tutar tutmaz ama bu düşünce kırıntısını görmek beni umutlandırdı. Kafayı çalıştıran her firmanın bu yolda ilerlemesi lazım dünyadaki rezervin büyük bölümünü elinde tuttuğumuz bir maden üzerine harıl harıl ürünler çıkarmalı ve bunları çok daha ucuza mal edip çok daha verimli olmalarını sağlamalıyız. İşte devrim bu olur işte o zaman bu dünyada Türk olarak bir varlığımız bir manamız olur. Bu kadar önemli hedefler dururken sığ hükümet muhalefet tartışmalarını izlemek halkın beyninin nasıl boş şeylerle uyuşturulup dikkatinin dağıtıldığını görmek midemi bulandırıyor.. Her başa gelene her dakikası ve her saniyesinde kıpırdayamasın bir şey yapamasın diyerek saldırılmasından gına geldi. Eliştirdikleri şeye çözüm sunamayan insanları görmek her gün neşemi ve huzurumu kaçırıyor. Onlarca yıldır piyasada dolanan ve hiçbirşeye karşı kabiliyeti olmayan ve artık birşeyler yapmayı değil siyaseti iş edinmiş zihniyetlere hala umutla bakan onlar hakkında konuşabilen insanları görmek beni yoruyor..
Dinamik, pratik ve zeki insanların bulunduğu ortamlarda keyif içinde birşeylere konsantre olmak ve işlevsel bir hayat yaşamak istiyorum artık..

18 Aralık 2006

Yayınevleri - Kitaplar - Tercüme

Berbat çeviriler binlerce yazım hataları, tashihden geçmeden alelacele basılmış kitaplar. Kitaplar ucuz değil.. Ve kaliteleri de berbat. Kitap okuma zevkini mahvediyor. Can yayınları falan filan gibi firmalardan insan çok özenli baskılar beklemiyor ama aldığınız kitabın sonlarına doğru 16 sayfasının basılmadığını görünce insan sinirleniyor. Yada nebileyim okuyorsunuz ve arada aptalca bir hatanhın her sayfada tekrarlandığını görüyorsunuz kendinizi kaptırmıssınız kitaba ve bir anda bu salak hatayla ayılıyorsunuz ve bütün keyif kaçıyor. Altın kitaplar iyi bir yayınevi imacı vardır en azından ben öyle düsünüyorum bu isten para kazanan ve dolayısıyla daha özenli kitap çıkarabilmek için masraf yapabilir bir firma gibi ama Le Carre'in kitabını okurken cinnet geçirdim ne iirençti yüzlerce hata vardı.. Bilmiyorum kitap okumaktan vazmıgeçsem ingilizce okumayı mı denesem onnar daha mı özenlidir ki acaba türkiye türkce ve alakalı herşeyi unutmak mı en iyisi bilemiyorum ki..

Sea of Sin

Sea of Sin I am swimming in..
Depeche mode un bir şarkısı..
Bende böyle hissediyorum. Kımıldadığınız anda varlığınızın farkına varıp üzerinize çullanan binlerce milyonlarca sinek gibi günahlar nefes aldığınızda sizi ele geçiriyorlar.. Kurtulmak gerçek bir çaba gerektiriyor. Hayatı kesip atmak.. Zor.. Herşey çok zor..

16 Aralık 2006

Eragon

Çocuk filmi.. Dragona ve karakterlere yükledikleri aptalca esprili(!) diyaloglarla atmosferi olabildiğince yumusatıp ne idüğü belirsiz bir film çıkarmıslar ortaya yine. Jeremy Irons ve John Malkovich gibi iki baba adamı cast ta görünce insan seyrediim diyor ama annıyoruz ki bu iki baba adam cevircek film bulamıyorlar bu da yazık be. Ayrıca sanırım ikincisi cevirilecek bu filmin buna da yazık.
Hem de yazık ki ne yazık..

Macera Dolu Amerika

Note this is an exact replication of National Public Radio interview between a female broadcaster and US Army General Reinwald, who was about to sponsor a Boy Scout Troop visiting his military installation. (Bunun gerçek olduğuna ikna edemiyor ama..)

FEMALE INTERVIEWER: So, General Reinwald, what things are you going to teach these young boys when they visit your post?
GENERAL REINWALD: We're going to teach them climbing, canoeing, archery, and shooting.
FEMALE INTERVIEWER: Shooting! That's a bit irresponsible, isn't it?
GENERAL REINWALD: I don't see why, they'll be properly supervised on the rifle range.
FEMALE INTERVIEWER: Don't you admit that this is a terribly dangerous activity to be teaching children?
GENERAL REINWALD: I don't see how. We will be teaching them proper rifle discipline before they even touch a firearm.
FEMALE INTERVIEWER: But you're equipping them to become violent killers !
GENERAL REINWALD: Well, you're equipped to be a prostitute, but you're not one ... are you?

Ne diyeceğimi bilemedim!..