27 Haziran 2012

Pişmanlık

Hayatımda genel olarak pişman olmamaya çalışırım. pişmanlık kendini tanımamak gibi gelir. sonuçta geçmişe bakılınca artık bugün başka bir insan olduğumuz için bugünün benine göre duyulan bir hisdir. ve bu çok yanıltıcıdır. o zaman zaten o insan olmasam o şeyi yapmam ve bugün de pişman olmazdım yada o pişmanlığı yaşamasam bugünkü ben olmazdım diyerek mantıksız gelen bu histen uzak dururum. Ama bugün pişmanım.

şimdi keşke kendimi matematiğe verseydim. Olasılık ve algoritmalarla ilgili öğrenebilinecek ne varsa yapsaydım. Matematik yada genetik mühendisi olsaydım keşke diyorum. O kadar rafine ve muhteşem çalışan bir zihinsel olgunluğa ulaştım ki kendimi buluş yapabilecek başka insanların algılayamadıkları bir çok şeye devrimsel çözümler üretebilecek kapasitede hissediyorum kendimi ama her zaman ki gibi elimde tool larım yok..

ben v toolsuzluk bahanem mi diyeceğim kendimi sorgulayacağım ama neden çevremde herkes her konuda yaptığım analizlerime büyük saygı duyuyor o zaman diye de düşünmeden edemiyorum.

çok büyük bir zeka insanlığa faydalı olamadan yaşayıp gidiyormuş gibi hissediyorum.

26 Haziran 2012

Hazine Kendimizde..

Gözlerinde yaşlar hafifçe belirmiş insanlar ve titreyen sesler.. Gözyaşı deriz ama aslında bu hüzünle sıkıntıyla başedemeyip dışarı salınmak istenmeyip de artık taştığı için engellenemeyen bu yaşlar kalp yaşıdır. En derinlerimizden en saf ve gerçek olarak süzülüp gelirler.

Bu hayatta mutluluk hep yalandır ve çevremizdeki bir sürü acıya göz kapatarak ulaşılır ama hüzün ve sıkıntı o kadar gerçektir ki..

12 Haziran 2012

Yine mi hayat?

Ne zamandır içimden teknolojik gelişimler.. facebook google ve apple üzerine öngörüler falan yazmak geliyordu ama..
Sanırım ben bu blogda
sosyali
hayatı
kendi iç karanlığımı
zayıflıklarımı
güçlerimi
kendimle olan dalgamı
hayali hayaletlerimi
inandığım hayaletlerimi
beni kovalayan hayaletlerimi
inanmadığım hayaletlerimi
yabancı duygularımı
gerçek duygularımı
beni
yoku
herşeyi
hiçbirşeyi
yazmayı seviyorum
çünkü klavyeyi elime alınca
gerçek değilde
o an kapsadığım dünyalar parmaklarımın ucunda şekilleniyor
eh
buna da engel olmaya çalışacak değilim
hayat akışına bırakılmıştır

27 Mayıs 2012

there is no such thing

26 Mayıs 2012

Time

23 Mayıs 2012

Baştan çıkar



Hayır..
reddedilmenin o güzel seslerle bezeli kelimesi..
avuç içleri beni iterken tekrar daha istekli gel diyen gözlerin o mavi gri gözlerin beni yalvararak çağırmasına seyirci kalamıyorum.
zaaflarım var
ben de insanım
hayatım boyunca sadece bir
evet sadece bir aşkım bir sevgilim bir tane beni bütün benliğimle teslim alabilecek bir birey olsa da
hayat durmuyor ve ben kabul edilmediğim tüm geri kalmış sevgi kırıntılarından en fazlasını emebilmek ve hissedebilmek için bambaşka hayatların kabusu olmaya devam ediyorum.
kendimi sekse şehvete cinselliğe vurduğm için vicdanen rahat olduğumu düsünsem de altımda inleyen bedenlerin benden sevgiyi bağlanmayı umduğunu anladığım o sessiz hissiz saniyelerde..
çaresiz kalmadığımı kime söyleyebilirim ki..
evet sana lanet olası sana ama senden uzaklaştım.
hayatında yeşeren zararlı bir ot olmaktansa uzakta bitemeyen toprak altında kalmış bir tohum olmayı seçen ben.

kendimi ezsem de.
sınırlarının içinde kalan ve acı çeken ben.
çünkü insan geçici.

masumken guzeldik


gecmıs hep derlerdi
anın anlamıyla gozlerımde belırıp yureıme doluyor.
o gunlerde yureım neler hıssettıyse
saf olmasını hayal ettıklerım
bırer bırer senın benım bızlerın karelerınde
hıs olarak canlanıp
gozyaslarında
akıyor
daha once bunu anlayamazdım
neden fotoraflar var derdım
ama uzaklasınca
ama artık kopmam gerektıgını anlayınca
aslında var olmadıgımı canlılarla temas etmek ıcın cırpınan bır olu oldugumu anlayınca
bır anda
ve bır zaman gecıp de akla dusmeye baslayınca
eskı fotoraflara raslayınca anları ızlerı
derın ızlerın bırakılırken kı hıslerını yenıden yasarken
hayat dıye bır nefes verıyorsun
ve gozlerını kapatıp rahatlıyorsun..